Haftalık Köşe Yazısı

  • Sohbet kelimesi, Arapça “shb” kökünden gelen “suhba” sözcüğünden türemiş olup “dostluk etme, arkadaşlık” anlamındadır. Bilindiği gibi kültürel kodlarımızda sohbetin çok önemli bir yeri vardır. Eskiden çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar sık sık bir araya gelir ve sohbet ederlerdi. Bu sohbetin içinde bilgi alışverişi kadar duygu alışverişi de vardı. İnsanlar dertlerini, sıkıntılarını dost ve arkadaşlarıyla paylaşırlardı. Onlardan ten mesafesinde rehberlik alırlardı. Paylaşılan dertler azalır, paylaşılan sevgiler çoğalırdı. Çeşit çeşit renkli ekranların sağladığı ileti alışverişi, insan odaklı duygu geçişini, ruhumuzun dinginliğini ne kadar sağlayabilir?
  • Ev tekstili üreten bir firma, iç pazardaki sıkıntılardan dolayı yurt dışına yönelmek ister. Tüm uğraşların sonunda yeni bir satış kanalı bulunur. Pazarlama bölümünün büyük çabalarıyla Almanya’dan ciddi bir sipariş alınır. Şirkette adeta bayram havası vardır. Tüm üretim elemanları gibi destek birimlerindeki çalışanlar, hatta kapıdaki görevliler bile bu siparişi önemser ve ellerinden gelen gayreti gösterirler. Siparişin yükleneceği güne kadar her şey yolunda gitmiş, ürünlerde herhangi bir kusur görülmemiştir.
  • Kişisel gelişimi ele aldığımız bir seminerimizde ilginç bir soru sorulmuştu: “Kişiler doğuştan farklı zekâ ve kişilik altyapısına sahip geliyorlar. O hâlde hayat boyunca ne yaparsak yapalım doğuştan getirdiğimizle sınırlı değil miyiz?” İlk etapta bakıldığında “evet” diyoruz. Bireylerin doğuştan getirdikleri temel zihinsel ve kişilik özellikleri kendilerine has potansiyellerdir. Bunların yaşam boyunca geliştirilmesi mümkündür. Ancak bu gelişimin sınırları ve imkânları kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
  • Söz olmadan olmaz. Bir başlangıç lazımdır hayata, ilişkilere, etkileşime. Mesela “Oku”yla, okumakla başlar söz. Günlük hayatımızı sürdürmede aracı olur, derdimizi anlatır ve kendimizi ifade etmemize hizmet eder. Bazen iç dünyamızın karartılarına, içgüdülerimizin gamsız isteklerine alet olur. Savaşa neden olur ya da barışı imzalatır bir söz. Bir tenhada dua olur gözyaşları eşliğinde dilden dökülen. Nihayet bir söz insanı rezil de eder, vezir de.
  • Nasıl ki insanların her biri başka özelliklere sahiptir, farklıdır ve tektir, aynı şekilde her insanın kâinat ve varlık algısı da farklıdır. Diğer bir ifadeyle, içinde yaşadığımız çevre, birlikte olduğumuz insanlar ve eşya aynıdır. Ama her birimizin bunları görmesi, algılaması, içselleştirmesi, anlaması farklıdır, kendine özeldir. Farklıdır, çünkü her birimizin çevresiyle iletişimi başka türlüdür. Aynı olaya farklı tepkiler vermemiz de bundandır. Hasılıkelam, her insan varlığı başka türlü görür ve anlar.