Haftalık Köşe Yazısı

  • Kişisel gelişimi ele aldığımız bir seminerimizde ilginç bir soru sorulmuştu: “Kişiler doğuştan farklı zekâ ve kişilik altyapısına sahip geliyorlar. O hâlde hayat boyunca ne yaparsak yapalım doğuştan getirdiğimizle sınırlı değil miyiz?” İlk etapta bakıldığında “evet” diyoruz. Bireylerin doğuştan getirdikleri temel zihinsel ve kişilik özellikleri kendilerine has potansiyellerdir. Bunların yaşam boyunca geliştirilmesi mümkündür. Ancak bu gelişimin sınırları ve imkânları kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
  • Söz olmadan olmaz. Bir başlangıç lazımdır hayata, ilişkilere, etkileşime. Mesela “Oku”yla, okumakla başlar söz. Günlük hayatımızı sürdürmede aracı olur, derdimizi anlatır ve kendimizi ifade etmemize hizmet eder. Bazen iç dünyamızın karartılarına, içgüdülerimizin gamsız isteklerine alet olur. Savaşa neden olur ya da barışı imzalatır bir söz. Bir tenhada dua olur gözyaşları eşliğinde dilden dökülen. Nihayet bir söz insanı rezil de eder, vezir de.
  • Nasıl ki insanların her biri başka özelliklere sahiptir, farklıdır ve tektir, aynı şekilde her insanın kâinat ve varlık algısı da farklıdır. Diğer bir ifadeyle, içinde yaşadığımız çevre, birlikte olduğumuz insanlar ve eşya aynıdır. Ama her birimizin bunları görmesi, algılaması, içselleştirmesi, anlaması farklıdır, kendine özeldir. Farklıdır, çünkü her birimizin çevresiyle iletişimi başka türlüdür. Aynı olaya farklı tepkiler vermemiz de bundandır. Hasılıkelam, her insan varlığı başka türlü görür ve anlar.
  • İşin içinde misiniz yoksa dışında mı? İş ve sosyal hayat bakımından çok önemli bir ayrıntı bu. Hangi alanda olursa olsun işin içinde olmanın hem sorumluluğu hem de maddi ve manevi getirileri daha yüksektir. Bir toplantı masasında, sorumluluğu üstlenmeden fikir söylemek, eleştirmek ve eksikleri görmek kolaydır. Oysa işi üstlenip uygulamaya geçtiğinizde şartlar, insanlar, imkânlar ve beklenmedik sorunlarla karşılaşırsınız. Benzer biçimde kıyıdan bir geminin yönünü ve hızını değerlendirmekle, o geminin içinde olup rüzgârla, dalgayla ve değişen şartlarla yol almak aynı değildir. Dışarıdan bakan sonucu görür; içinde olan ise süreci yaşar, karar verir ve sorumluluğunu taşır.