Hızlı değişme, gelişme, bilgi çağı, dijital çağ ve benzeri kavramlar gerek akademik gerekse günlük gündemleri işgal etmiş durumda. Öyle ki değişimi konuşmaktan ve tartışmaktan gerçekten değişmeye zaman kalmıyor gibi. Bütün değişim, yenileşme, güncel kalma çabalarına karşılık değişmeyen şeylerin olduğunu, olması gerektiğini ne yazık ki bazen unutuyoruz. Yine eskisi gibi insanız; insan olmanın özü neyse taşıdığımız temel özellikler de değişmeden devam ediyor. Görüyor, işitiyor, duygulanıyor ve daha da önemlisi seviyor, seviliyor, nefret edebiliyoruz.