Haftalık Köşe Yazısı

  • İnsanlık, bir insani krizle karşı karşıyadır. Bu, insanlığın yaşadığı petrol, su, ozon, açlık ve benzer krizlerden çok daha ileride ve kuşatıcıdır. İnsani krizin temel belirtileri arasında; yeryüzünde giderek artan insani değerlerdeki aşınmayı, giderek artan umutsuzluğu, hayatı derinden etkileyen yüksek stresi, kaygıyı, endişeyi, depresyonu hemen sayabiliriz. İnsan olmaktan ve insani değerleri yaşamaktan giderek uzaklaşıyor günümüz insanı. Bütün bunlar ve daha sayamadığımız birçok psikolojik kökenli sorunların özünde, insanın kendini ifade edememesi, kendi ile barışını yitirmeye başlaması ve nihayet en önemlisi bir mikro evren olarak bireyin parçası olduğu makro evrenden uzaklaşması yer almaktadır.
  • İnsani krizin pençesindeki modern insanın ruh sağlığına, Ramazan ikliminin getirdiği psikolojik desteği anlatmaya kelimeler yetmez. Acaba dini bir davranış motifi olarak orucun psikolojik bir iyileştirme süreci olarak rolü nedir?
  • İnsan ilişkilerindeki samimiyet derecesini artırmak, hedeflenen verime ulaşmak için kendinize inanmanız ve çıtanızı yüksek tutmanız önemlidir. Danışmanlığını yaptığımız küçük bir tekstil fabrikasının üretim bandında ciddi bir verimsizlik vardı. Ürünler standart dikim süresinin altında üretiliyordu. Gerek üretim gerekse kalite bölümündeki mühendisler, birçok çalışma yapmıştı. Verimsizliğin nedenleri ve verimin artırılması ile ilgili bir dolu belge, rapor, analizler, grafikler hazırlanmıştı. Ama arzu edilen sonuç alınamamıştı.
  • İnsan, eşref-i mahlukat bugünkü anlayışla en gelişmiş canlı. Yeryüzünde görüldüğünden bu yana fizik tarafı kadar duygu ve ruh yapısı da araştırma konusu olmuş. Olmuş olmasına da bugün insanı arzu ettiğimiz düzeyde tanıdığımızı söyleyemeyiz. Nitekim her bilim dalı insanı kendi doğruları ve araştırma yöntemleriyle ele alıyor.
  • İnsan kelimesi “üns” kökünden gelir ve bağlı olmak, bağlanmak anlamındadır. İnsan, bağlı olan, bağlanma ihtiyacı olan bir canlıdır. Bütün mesele, insanın “nereye” bağlı olduğu ve hayatının ağırlık merkezine neyi koyduğudur. Zira yaşamımızı bu ağırlık merkezinin gölgesinde devam ettiriyoruz.