Haftalık Köşe Yazısı

Kırık Camlarımız

Büyük şeyler küçük şeylerden doğar. Ailede, işletmede, toplumda başlayan küçük bir saygısızlık, düzensizlik, kuralsızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık yahut suç hemen önlenmez ve düzeltilmezse zamanla büyür, derinleşir, genişler ve olağan hale gelir. Çünkü davranış davranışı doğurur.

Sosyal sistemleri ayakta tutan ve sürdürülebilir kılan maddi ve sosyal değerler vardır. Her sosyal sistem zamanla oluşan ve kendisine has özellik kazanan bu değerlerle bütünleşir, kendisi olur. Bütün olumsuz etkilere rağmen varlığını sürdürür. Bir aileden söz etmemiz için anne, baba, çocuklar, büyük ebeveynler, bir ev, gelir kaynağı gibi maddi unsurlarla eşler arasında akdedilen bir evlilik bağı, ailenin ahlakı, kültürü, inancı, kuralları ve aile içi iletişim, muhabbet gibi manevi değerler gereklidir.

Bir işletme; binası, makineleri, mamulleri, personel gibi maddi kaynaklar yanında markası, kültürü, değerleri ve kuralları ile de vardır.  Belirli bir coğrafyada birlikte yaşayan insanlar, maddi kaynaklar yanında ortak tarihsel geçmiş, bayrak, kültür, inanç geleneği ve ortak gelecek gibi manevi değerlerle kendisine has bir toplumu oluşturur.

Sistemi ayakta tutan değerlerden hangisinin güçlü olduğu tartışma konusu olsa da sistemin varlık kazanmasını sağlayan maddi ve manevi değerlerin birbirine muhtaç olduğu ve birbirini tamamladığı bilinen bir gerçektir.

Araştırmalar, bozulmanın sistemi oluşturan manevi değerlerdeki küçük aşınmalarla başladığını ve derinleşerek sistemi yok olmaya kadar götürdüğünü ortaya koymaktadır. Düzeni bozan küçük bir davranış, bir kural ihlali zamanında çözümlenemezse kaosa kadar gidebilir.

KIRIK CAMLAR TEORİSİ

Amerikalı psikolog Philip Zimbardo, ilginç deneyi ile bu durumun daha iyi anlaşılmasını ve literatüre girmesini sağlamıştır. Kırık Camlar Teorisi (Broken Windows Theory)(1) şehirde meydana gelen suçların başlangıçta önlenmediğinde bir anti sosyal davranış olarak örnek alındığını, alışkanlığa dönüştüğünü, büyük suçlara, şiddete ve vandalizme kadar gidebildiğini ortaya koymuştur.

Zimbardo, 1969’daki deneyinde Amerika’nın biri zengin (Palo Alto) diğeri fakir semtine (Bronx) iki araba bıraktı. Sahipsiz arabaları kamera ile kayıt altına aldı. Fakir semtteki araba kısa sürede yağmalandı ve çok zarar gördü. Zengin semtteki araba bir hafta boyunca zarar görmedi. Deneyin devamında Zimbardo zarar görmemiş arabanın bir camını çekiçle kırdı. Sosyo-ekonomik düzeyi iyi olan mahalle sakinlerinin, arabanın kırık bir camından sonra bu tahribata katıldığı ve bu arabanın da talan edildiği görüldü. Sağlam arabaya dokunmayan insanlar, ondaki küçük kırık camı örnek alarak sürü psikolojisi ile diğer camları da kırdılar, ihtiyaçları olmadığı halde arabanın parçalarını aldılar ve zarar verdiler.

Kırık Camlar Teorisi; sosyal yaşamda meydana gelen küçük bir düzensizliğin, sosyal olmayan bir davranışın, küçük bir suçun örnek alındığını, tekrar ettiğini, teşvik edici olduğunu ve dalga halinde yayıldığını ortaya koymuştur. Önemsenmeyen ve önlenmeyen küçük bir suç, öğrenilmiş bir davranışa ve büyük suçlara dönüşebiliyor.

Bugün yeryüzünde artan şiddet, adaletsizlik ve insani kriz, başlangıçta küçük bazı davranış bozukluklarına, bazı küçük suçlara duyarsız kalmanın sonucudur. Zira aile, kurum ve toplumda meydana gelen yanlışları, kusurları, suçları görmezden gelmek ve bunları önemsememek büyük sorunlara davetiye çıkarabilir. Dolayısıyla boyutu ne olursa olsun sorunların ve suçların zamanında düzeltilmesi gereklidir. Bunun için hayatımızdaki kırık camlar konusunda son derecede duyarlı olmak zorundayız.  

DAVRANIŞ ÖRNEK OLUR

Okuldan gelen çocuğun eşyasını düzenli şekilde kaldırmaması, baba ile anne arasındaki küçük bir saygısızlık, gencin ailenin kültürüne uymayan davranışı zamanında düzeltilmezse kırık cam misali ilerler.

Yüzlerce çalışanı olan şirkette işiyle dalga geçen ya da mesai saatine uymayan bir çalışan, kurumun telefonlarına cevap veren sekreterin sert ses tonu, lüks alışveriş merkezinin lavabosunda sabun bulunmaması, araba galerisinin duvarında oluşan boya çatlakları, yeşil alanı çiğnemek, kırmızı ışığı ihlal etmek, yasak yerde sigara içmek, haksızlığı ses çıkarmamak… Bunların her biri aslında birer kırık camdır. Bu hoşgörü değildir ve düzeltilmezse büyür.

Nitekim metruk gecekondunun kırık camı değiştirilmezse kısa zamanda tüm camları kırılabilir ve ev tahrip edilebilir. Sokağa bırakılan küçük çöp poşeti alınmazsa orada bir çöp yığını oluşabilir.

Bugün dünyada yaşanan şiddetin, savaşların, insani krizin kökeninde çoğu zaman küçük bir davranış bozukluğu yer alır. Kırık camlar niteliğindeki bu küçük davranış sorunlarını görmezden gelmek suç davranışını teşvik eder, onları büyütür ve zamanla içinden çıkılmaz hale getirir. Olumlu davranış gibi olumsuz davranışın da yayıldığı unutulmamalıdır.

Sosyal hayatı düzenleyen değerler bugün çok daha büyük tehdit altındadır. Dolayısıyla bireyler arası ilişkiyi düzenleyen ahlak, inanç, kültür, gelenek, töre, yasa gibi ruh değerlerinden ödün verilmemesi her zamankinden daha önemlidir. Unutmayalım ki ilgisizlik ve umursamazlık toplumsal denetimi zayıflatır.

(1) James Q. Wilson, George L. Kelling  (2011). “Broken Windows” Atlantic Monthly: 1982.